Ders Notları: Medeni Hukuk II – Açıköğretim ve Diğer Bölümler

Home » Ders Notları » Ders Notları: Medeni Hukuk II – Açıköğretim ve Diğer Bölümler
Ders Notları Yorum yapılmamış

MEDENİ HUKUK II – ÇALIŞMA NOTLARI

• Mülkiyet dışındaki bir aynî ya da kişisel (şahsî) hakka dayanan zilyetlikte ise başka sıfatla zilyetlikten söz edilir. Söz gelişi, malik, eşyayı emanete, kiraya, kuru temizlemeye ya da rehne vermişse, sırasıyla emanetçi, kiracı, kuru temizlemeci ve rehin alan başka sıfatla zilyettirler.
• Türk Borçlar Kanununun m. 71 uyarınca, malik veya işletenin müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için, özellikle söz konusu işletmenin faaliyette olması gerekmektedir. Faaliyette olmayan bir işletme açısından tehlike sorumluluğuna ilişkin hüküm uygulanamaz. Diğer taraftan, işletme, aynı zamanda, bir tehlike arz etmelidir. Şayet, işletme bir tehlike arz etmiyorsa, bir kez daha aynı hüküm uygulanmayacaktır.
• Günümüzde sorumluluk kural olarak kusura dayandırılmaktadır. Ancak bazı hallerde kusura dayanan sorumluluk anlayışı doğru, haklı ve hakkaniyetli sonuçlar vermemeye başlamıştı. Bunun fark edilmesi üzerine hukuk düzenlerince kusura dayanmayan sorumluluklar kabul edilmeye başlanmıştır. Hakkaniyet sorumluluğu (BK 54; TBK 65, 59), (2) Özen sorumluluğu (MK 369, 730) (BK 55, 56, 58; TBK 66, 67, 69) (3) Tehlike sorumluluğu (TBK 71; Karayolları Trafik Kanunu 85, ÇevreK 28).Sorumlular malik veya işletendir. Ancak malik dışında işleten varsa, malik de işletenle müteselsilen sorumludur.
• Aynî hak bir eşya üzerinde kurulan, sahibine o eşya üzerinde doğrudan egemenlik ve üçüncü kişilere (herkese) karşı ileri sürme yetkileri veren ve hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içerisinde kullanılabilen tekelci, mutlak ve malvarlıksal bir haktır.
• Borcun borçlu tarafının yerine üçüncü bir kişinin geçmesine borcun üstlenilmesi denir.
• Borçlunun alacaklıya karşı yerine getirmeye yükümlü olduğu belirli bir davranış tarzına “EDİM” denir.
• Bir borç ilişkisinde alacak hakkı ile birlikte doğan, fakat uyuyan, yani alacaklı alacak hakkını olağan yolla elde edemediği ve böylelikle de tatmin edilmediği takdirde “Bağlı(fer’i) haklar” denir.
• Vekâlet sözleşmesi, vekile müvekkilin menfaatine ve iradesine uygun bir sonuca yönelen bir iş görmeyi bir zaman kaydına tâbi olmaksızın ve nispeten bağımsız olarak yapma borcunu, sonucun elde edilmemesi rizikosu ona ait olmak üzere yükleyen bir sözleşmedir.
• Vekâletin öğeleri, iş görme, işin müvekkilin menfaatine ve iradesine uygun olarak yapılması, vekilin edim sonucundan değil, edim fiilinden sorumlu olması, vekilin bağımsız iş görmesi, ücretsiz olarak veya bir ücret karşılığı iş görme ve anlaşmadır.
• Anlaşma için tarafların iradeleri arasında uyuşma gerekli ve yeterlidir. Herhangi bir şekil aranmaz.
• Vekaletin sona ermesi azil ve istifa ile mümkündür.

Taraflardan Birinin Ölümü, Fiil Ehliyetini Yitirmesi ya da İflâsı;
1. Sözleşme veya işin niteliği aksini gerektirmiyor ise, kural olarak, taraflardan birinin ölümü, fiil ehliyetini yitirmesi ya da iflâsı vekâlet sözleşmesinin sona erme sebebi oluşturur. Taraflardan birinin tüzel kişi olması halinde, onun tüzel kişiliğini yitirmesi de sona erme sebebidir (TBK 513/I).

2. Müvekkilin ölümü ile sözleşme her zaman sona ermez. Ölümle mirasçılar müvekkil konumuna geçmektedir. Burada, küllî halefiyet ilkesi geçerlidir. Ayrıca, ölüm halinde sözleşmenin sona ermeyeceği kararlaştırılmış olabilir. Kimi durumlarda, işin niteliği, ölüme rağmen, sözleşmenin sona erdirilmesine engeldir. Örneğin, vekâletin sona ermesi müvekkilin menfaatini tehlikeye düşürüyorsa, müvekkil veya mirasçısı veya temsilcisi bizzat işlerini görebilecek hale gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı veya temsilcisi vekâleti ifaya devamla yükümlüdür (TBK 513/II).

3. Müvekkil ya da mirasçıları, vekâletin sona erdiğini bilmeden / öğrenmeden önce vekil tarafından yapılan işlemler dolayısıyla, vekâlet olağan koşullarda devam etmekteymiş gibi sorumluluğu taşırlar (TBK 514).

Vekaletsiz iş görme;
• Vekâletsiz işgörmeden söz edebilmek için bir işin görülmesi söz konusu olmalıdır.
• Görülen iş başkasına ait olmalıdır.
• İşin kendisine ait olmadığı bilinciyle hareket eden işgörenin iş sahibinden aldığı bir vekâlet olmamalıdır.
• Bir haksız fiilin vekâletsiz işgörme yoluyla işlenmesi söz konusu olamaz.

Her taşınmaza bir sayfa açılarak, o taşınmaza ait künye bilgilerinin ve hak durumunun o sayfada görünür olması durumu aşağıdaki tapu siciline egemen olan ilke “ayni kayıt ilkesidir.”

Alacaklıyı ifa yoluyla tatmin eden üçüncü kişi, kimi durumlarda alacaklının yerine geçer bu duruma halefiyet denir.

• Zilyetliğin teslimsiz kazanılması: Zilyetliğin fiilen teslimi ya da buna eşdeğer yollara başvurulmaksızın devredildiği hallere zilyetliğin teslimsiz kazanılması ya da devri halleri denilmektedir. Bunlar kısa elden teslim, hükmen teslim, havale ve emtiayı temsil eden senetlerin teslimi olarak dört tanedir.
• Sözleşmelerde borçlunun, el yazısı, daktilo, bilgisayar ile hazırlanan bir metnin altını imzalamasına yazılı şekil denir.
• Yeni TBK 28/I, aşırı yararlanılana yaptırım bakımından seçim hakkı vermiştir. O isterse işlemi aşırı yararlanma nedeniyle iptal edebilir ya da sözleşmeyle bağlılığını koruyup edimler arasındaki dengesizliğin giderilmesini isteyebilir (krş. eBK 21/I). İkinci seçenek, kısmî butlanın (TBK 27/II) bir uygulama hali olarak görünmektedir. Açıkçası, bu gibi durumlarda sorun yargıcın önünde çözüme kavuşturulacaktır. Yargıç, edimler arasındaki dengesizliği ortadan kaldırmak amacıyla çok düşük belirlenmiş karşı edimi (bedeli) yükselterek ya da tersine çok yüksek belirlenmiş karşı edimi azaltarak edimlerin denk bir düzeye getirilmesine karar verebilir.

Nispilik ilkelesi; Borç ilişkisi sadece tarafları arasında bağlılık yaratır. Başka bir ifadeyle, borç ilişkisinden doğan hak ve borçlar yalnız taraflar arasında ileri sürülebilir, ihlâl edilebilir. Bundan dolayı, üçüncü bir kişi borçtan sorumlu tutulamaz. Üçüncü kişi lehine sözleşmede, taraflar, sözleşmenin sağladığı alacak hakkından alacaklının değil, sözleşme tarafı olmayan üçüncü bir kişinin yararlanması üzerine anlaşırlar (TBK 129). Üçüncü kişinin, alacak hakkını doğrudan doğruya borçludan isteme (doğrudan talep) yetkisiyle donatılmış olduğu gerçek üçüncü kişi yararına sözleşme, tam anlamıyla nisbîlik ilkesinin istisnasını oluşturmaktadır. Bu yapıdaki sözleşmelere, işçiler lehine yapılmış sigorta (TBK 130), hayat, kaza, malî sorumluluk sigortaları gibi özel sigortalar örnek verilebilir. Eşyaya bağlı borç ise, borçlunun, sözleşmenin ilişkin olduğu eşya üzerindeki hak sahipliğine bakılarak belirlenmesini ifade etmektedir. Bunun tipik örnekleri, taşınmazlar üzerinde tanınan ve tapu kütüğüne şerh edilebilen sözleşmeden doğan alım, önalım gerialım hakları ile kira gibi kişisel (şahsî) haklardır.

• Taşınmaz zilyetliğine yönelik tecavüze karşı idarî koruma durumu esas alan koruma olanaklarındandır.

• Alıcı ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde, malın devrine kadar her hangi bir zamanda cayma hakkını kullanabilmektedir. Alıcı cayma hakkını kullanmışsa, satıcı, toplam alacağının en az %2’ı;si en fazla % 5’ı;i tutarında cayma parası istemeye hak kazanmaktadır.
• Borçlunun borcunu ödememesi halinde açılacak dava “ifa davası”dır.
• Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tâbidir.
• İyiniyetli iade borçlusu, yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin hepsinin ödenmesini isteyebilir. Buna karşılık yaptığı lüks giderleri isteme hakkı yoktur. Ancak bunu eşyaya zarar vermeden söküp alabilir. Bununla birlikte, yoksullaşmış olan kişi sökülmek istenen eklemelerin bedelini ödeyeceğini bildirerek sökülüp alınmasını önleyebilir. Kötü niyetli iade borçlusu, mala yapılan zorunlu harcamaların ödenmesini isteme hakkına sahiptir. Yararlı masraflarını ise, iade anında mevcut fazlalık oranında isteyebilir (TBK 80/II). İade anında yararlı gider konusu fazlalıktan bir şey kalmamışsa ya da iade anında, bu gider konusu, değer artışı olarak kabul edilemiyorsa diğer gider istenemez. Örneğin tüyleri kırpılan hayvanı aşırı soğuktan korumak için örtü / hırka diktirilmişti, fakat iade anında artık hayvanın tüyleri uzamış, soğuk hava geçmiştir; hırka giderleri istenemez. Lüks (diğer) giderler bakımından kötü niyetli zenginleşen de iyiniyetli gibidir.
• Borçlunun malvarlığına dâhil olan ve üzerinde tasarrufta bulunabileceğişeylerle ifa edebileceği edim türüne maddi edim denir.
• “Alıcının satış bedelini ödeme borcu” yaptırımlı, sorumluluk doğurabilen, dava ve icra yolu ile takip edilebilen bir “tam borç” bulunmaktadır.
• Yan (Tali) hak, sahibine, muhatabıyla arasında bir ilişkinin kuruluşunu, değişimini ya da sona erdirilmesini sağlama yetkisi vermektedir. Aşağıdakilerden hangisi veya hangileri bu tür bir hak kullanılmasıyla meydana gelen etki sayesinde, muhatabına herhangi bir tepki verme, kabul ya da ret etme yetkisi veya yükümlülüğü vermeyen haklar; yenilik doğruran haklar, def’i haklar, yönetim haklarıdır.
• İş sahibi ücretin ödenmesinde temerrüde düşerse yüklenicinin ücret alacağı muacceliyet tarihinden itibaren 5 yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Aynî Haklara Egemen Olan İlkeler
• Mutlaklık
• Sınırlı Sayı ve Tipe Bağlılık
• Açıklık (Aleniyet)
• Kamu Güveninin Korunması
• Belirlilik
• Sebebe Bağlılık
• Aynî Hakların Hak Düşümü Süresine ve Hak Kaybettirici Zamanaşımına
• Bağlı Olmaması
• Bir borç ilişkisinden doğan münferit bir alacak hakkının üçüncü bir kişiye kazandırılmasına alacağın devri denir.
• Alacaklıyı ifa yoluyla tatmin eden üçüncü kişi, kimi durumlarda alacaklının yerine geçer bu duruma “halefiyet” denir.
• Alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi satıcıya yalnız peşinatı isteme veya sözleşmeden dönme haklarından birini kullanma olanağı verir (TBK 259/I). Bu durumda satıcının peşinat üzerinden yasal faiz, satılanın uğradığı değer kaybı sebebiyle tazminat ve kararlaştırılmış ise, ceza koşulu isteme hakkı vardır. Ceza koşulu satılanın peşin satış değerinin 10%’nunu aşamaz.
• Belirli bir hukuksal sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamasına hukuksal işlem denir.
• Günümüzde sorumluluk kural olarak kusura dayandırılmaktadır. Ancak bazı hallerde kusura dayanan sorumluluk anlayışı doğru, haklı ve hakkaniyetli sonuçlar vermemeye başlamıştı. Bunun fark edilmesi üzerine hukuk düzenlerince kusura dayanmayan sorumluluklar kabul edilmeye başlanmıştır. Hakkaniyet sorumluluğu (BK 54; TBK 65, 59), (2) Özen sorumluluğu (MK 369, 730) (BK 55, 56, 58; TBK 66, 67, 69) (3) Tehlike sorumluluğu (TBK 71; Karayolları Trafik Kanunu 85, ÇevreK 28).Sorumlular malik veya işletendir. Ancak malik dışında işleten varsa, malik de işletenle müteselsilen sorumludur.
• Tapu siciline egemen olan ilkelerden, tapuya kayıtlı olan taşınmazlar üzerinde devren aynî hak kazanımlarının, ancak ve ancak tapu kütüğüne yapılacak tescille gerçekleşeceğini ifade eden tescil ilkesidir.
• Hak sahibi tüzel kişi ise, intifa hakkı en fazla 100. Yıl için kurulabilecektir.
• Belirli süreli kefalete göre gerçek kişiler tarafından verilecek kefalet en çok 10 yıl süre ile sınırlandırılmıştır.
• Takas, karşılıklı ve aynı cinsten muaccel borçları bulunan iki kişiden birinin diğerine tek taraflı irade açıklamasıyla, borçların az olan tutarında sona erdirilmesidir.
• Adam çalıştıranın çalıştırdığı adamın verdiği zararlardan sorumluluğunda, adam çalıştıran, çalıştırdığı adamın kendisine verilen işi görürken yol açtığı zararlardan sorumlu tutulur (TBK 66). Adam çalıştıran ile adamı arasındaki bağımlı bir çalışma ilişkisinin varlığı ve zararın adam çalıştıran tarafından verilen işin görülmesi sırasında meydana gelmiş olması şarttır. Bu bağlamda, çalıştırılanın, adam çalıştıranın diğer adamlarına verdiği zararlardan dolayı da bu hüküm uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğu gündeme gelir. Adam çalıştıran, bu sorumluluktan, adamını seçerken, ona talimat verirken, onun gözetim ve denetiminde gereken özeni gösterdiğini kanıtlayarak kurtulur.
• Rehin ayni teminat sözleşmelerindendir.
• Herkese karşı ileri sürülebilen aynî hakkın herkes için tanınabilir, anlaşılabilir olması gereği, konusu bakımından da belirlilik ilkesinde anlam kazanmaktadır. Bu itibarla belirlilik ilkesi, üzerinde aynî hak bulunan konunun, yani eşyanın belirli, diğer eşyalardan ayırt edilmiş olmasını deyimlemektedir.
• Tapu sicili şerhlerindendir? I) Kişisel hakların şerhi II) Tasarruf yetkisini kısıtlayıcı şerhler III) Geçici tescilin şerhi
• İntifa hakkı; alacak ve haklar üzerinde de kurulabilen sınırlı ayni haktır
• Yapma borcu, Bir borç gönüllü olarak ifa edilmemişse, alacaklı, bir ifa davası açarak borçluya karşı hala ifayı istediğini belirtir. Alacaklının davası kabul edilirse, borçlu borcunu artık ifa etmek zorunda kalacaktır. Şayet, borçlu, bu mahkeme kararına rağmen, borcunu gönüllü olarak ifa etmeyecekse, alacaklı, cebri icra yoluyla, yani bir ilamlı icra takibiyle ifayı sağlar. Ancak, bazı borçlar bakımından, borçlu mahkum edilse bile, icra yoluyla o edimi yapmaya “zorlanamaz”.
• Sözleşmenin niteliği gereği tarafların her birinin edimi diğer tarafın ediminin tam karşılığını oluşturmakta ise tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden söz edilir. Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, her iki tarafın da borçları doğuş, varlıklarını sürdürme ve ifa bakımından birbirinin karşılığıdır.
• Hiç ya da yeterli temsil yetkisi bulunmaksızın üçüncü kişi ile işlem yapılması halinde yetkisiz temsil denir.
• Kanunla önceden belirlenmemiş sözleşme türü atipik sözleşme:
• Pay akçesi, Sözleşme kurulurken bir tarafça diğerine verilmiş olan bir miktar para tarafların bağlanma niyetini gösterme sebebiyle verilmişse

Print Friendly, PDF & Email